İstanbul
Ankara
İzmir
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Aksaray
Amasya
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkâri
Hatay
Iğdır
Isparta
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak

Türkiye’de obeziteli bireylerin sayısı giderek artıyor

turkiyede obeziteli bireylerin sayisi giderek artiyor B8tHchVr
Abone Ol
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)’nün 2016 verilerine göre, 21. yüzyılın en önemli ve yaygın sağlık sorunlarından biri olan obezitenin dünya genelindeki görülme sıklığının 1975’ten bu yana hızlı bir artışla 3 katına çıktı. Prof. Dr. Bayram, yaptığı yazılı açıklamada, dünyanın farklı bölgelerinde obezite ile ilgilenen kuruluşlar tarafından daha güçlü bir ses oluşturmak adına 2020’den itibaren 4 Mart’ın “Dünya Obezite Günü” olarak kabul edildiğini anımsattı.

obezite nedir 0

PANDEMİYLE OBEZİTE ORANINDA ARTIŞ YAŞANDI

Fazla kilolu ve obeziteli bireylerin sayısı dünyada olduğu gibi Türkiye’de de giderek arttığını söyleyen Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği (TEMD) Obezite, Lipid Metabolizması ve Hipertansiyon Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Fahri Bayram, şu değerlendirmelerde bulundu: “DSÖ tarafından en son yayınlanan raporda Türkiye, yüzde 32 prevalans ile Avrupa’da yetişkin nüfusta obezitenin en yüksek olduğu ülke olmuştur. Çalışmalar, Kovid-19 pandemisinin tüm dünyada obezite oranlarında ciddi bir artışa neden olacağını göstermektedir. Pandeminin ortaya çıkardığı stres ve kaygı, evde geçirilen zamanın artması, bu sürecin getirdiği sağlıksız beslenme alışkanlıkları ve tedaviye ulaşımdaki güçlükler gibi faktörler obezite oranlarında artış açısından büyük risk oluşturmaktadır.

Obezite, diyabet, hipertansiyon, yüksek kan basıncı, kan yağlarında yükseklik, koroner arter hastalığı, inme, çeşitli kanserler, uyku-apne sendromu, karaciğer yağlanması, reflü, safra yolları hastalığı, kısırlık, depresyon, eklem ve hareket gibi pek çok ciddi sağlık sorununa yol açmaktadır. Yapılan çalışmalar, obeziteli bireylerin Kovid-19 enfeksiyonuna yakalanma ve Kovid-19 hastalığını daha ağır geçirme riskinin de normal kilolu bireylere göre daha yüksek olduğunu göstermektedir. Obezitenin yol açtığı solunum problemleri ve obezite ilişkili ek hastalıklar bu bireylerde zatürre gelişim riskini ve yoğun bakım ihtiyacını arttırmaktadır. Obezite, yol açtığı ciddi sağlık sorunları ile hastaların yaşam kalitesini ve süresini etkilemenin yanı sıra toplumların sağlık bütçeleri üzerinde de büyük yük oluşturmaktadır.”

EjLrAjtXkAIJGyU

GÖBEK BÖLGESİNDEKİ YAĞLANMAYA DİKKAT

Prof. Dr. Bayram, obezitenin DSÖ tarafından “sağlığı bozacak ölçüde vücutta aşırı yağ birikmesi” şeklinde tanımlandığını aktararak, sağlıklı bireylerdeki normal vücut yağ oranının; erkeklerde yüzde 15-20, kadınlarda ise yüzde 25-30 arasında olduğunu belirtti.

Obeziteye bağlı artan riski belirleyen önemli faktörlerden birisinin yağın vücutta biriktiği yer olduğunu ifade eden Bayram, şunları kaydetti: “Göbek bölgesinde biriken yağ dokusunun obezite ilişkili hastalıklar açısından daha fazla risk oluşturduğu gösterilmiştir. Çok sayıda genetik, çevresel, fizyolojik, biyokimyasal, sosyokültürel ve psikolojik faktör birbiri ile ilişkili olarak obezite oluşumuna neden olmaktadır. Bu faktörler içinde aşırı ve yanlış beslenme ile fiziksel aktivite yetersizliği en önemli nedenler olarak kabul edilmektedir. Yaşamı kolaylaştıran ve enerji harcamayı engelleyen teknolojik ilerlemeler (motorlu taşıtlar, yürüyen merdiven, asansör, internet ve bilgisayar teknolojisi gibi), beslenmenin bir sanayi haline gelmesi, daha dayanıklı ve daha ucuz ürünler elde etmek için doğal yaşamda yeri olmayan besin katkılarının kullanılmaya başlanması (trans yağlar, nişasta bazlı şekerler gibi) ile hazır gıda tüketiminde artış ve hızlı beslenme tarzı dünyadaki obezite sıklığındaki artıştan sorumlu tutulan başlıca faktörlerdir.”

Prof. Dr. Fahri Bayram, obezitenin tedavisinde ve önlenmesinde sağlıklı beslenme ile egzersizi içeren yaşam tarzı değişikliklerinin ana basamak olduğunu, gereken ve uygun durumlarda ilaç tedavisi ve cerrahi yöntemlerin de kullanılabildiğini aktardı.

Obezite tedavisinde, sağlığı bozan “mucize” diyetler, bilimsel dayanağı bulunmayan bitkisel tedaviler ve deneysel cerrahi yöntemler gibi yanlış uygulamaların giderek artan sıklıkta tercih edildiğine dikkati çeken Bayram, obezitenin önlenmesinde toplumdaki farkındalığın arttırılmasının ve bebeklikten erişkinliğe sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıklarının benimsetilmesinin öncelikli hedefler olması gerektiğini vurguladı.

Kaynak : Ensonhaber

Bu Yazıya Tepki Ver

Yazı Sona Erdi!

Yüklenemedi, lütfen tekrar deneyiniz.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Giriş Yap

Bingöl Haber ayrıcalıklarındandan yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!